Investing.com – Goldman Sachs Asset Management, “Market Pulse: 10 for 2026” başlıklı yeni raporunda, 2026 yılına yönelik küresel ekonomik görünümünü paylaştı. Rapor, dünya genelinde ekonomik büyümede yapıcı bir tablo çizilirken, birçok potansiyel riskin gündemde kalmaya devam ettiğini öne çıkarıyor.
Beklenilenden güçlü büyüme ya da enflasyonun, ABD Merkez Bankasının ( Fed ) faiz indirimi sürecine sekte vurabileceği belirtiliyor. Ayrıca piyasalardaki yüksek değerlemeler, dönemsel dalgalanmalara ve geri çekilmelere yol açabilecek olası riskler arasında yer alıyor.
Rapor, azalan tarife engelleriyle birlikte artan reel gelirlerin küresel büyümeyi desteklediğine dikkat çekiyor. Bu unsurların etkisiyle başta ABD olmak üzere büyük ekonomilerde 2026’da olumlu bir büyüme performansı bekleniyor.
Goldman Sachs , 2026 yılında ABD ekonomisinin %2,5, Euro Bölgesi’nin %1,2 ve Çin’in ise %4,8 oranında büyümesini öngörüyor. Bu büyüme tahminleri, bölgesel farklılıkların ve yapısal dinamiklerin dikkate alındığını gösteriyor.
InvestingPro’nun Siber Pazartesi kampanyası kısa bir süreliğine uzatıldı! İlk aboneliğinizde %55’e varan indirim kazanın ve profesyonel analiz araçlarına avantajlı fiyatla sahip olun.
Bu uzatılmış teklif sadece sınırlı bir süre geçerlidir. İndirimi kaçırmayın!
Makalelerimizde listelenen abonelik fiyatları, yayımlandığı tarihte geçerlidir.
Rapor, enflasyonun küresel ekonomik görünümde merkezi rol oynamaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Özellikle ABD’de çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonunun 2026 sonunda %2,3 seviyesine gerilemesi bekleniyor.
Fed’in faiz indirimlerine devam etmesi öngörülse de, bu sürecin hızı ve büyüklüğü, iş gücü piyasasındaki gelişmelerle şekillenecek. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) faiz politikasında herhangi bir değişime gitmeyerek sabit tutması, Japonya Merkez Bankasının (BoJ) ise yüksek faiz rejimini sürdürmesi bekleniyor.
Goldman Sachs’a göre, gelişmiş piyasalardaki hisse senetleri orta-yüksek seviyede tek haneli getiri sağlamaya devam edecek. Bu durumun özellikle düşük faizli ortam ve sürdürülebilir büyüme tahminleriyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.
Gelişen piyasa hisse senetlerinin ise daha iyi bir performans sergilemesi bekleniyor. Olumlu makroekonomik koşullar, emtia döngüleri, kazanç artışları, yapay zekânın yaygınlaşması, deregülasyon ve döviz kurları bu performansa katkı sağlayan ana faktörler arasında yer alıyor.
Fed’in yeni yönetimi altında, ABD’de kısa vadeli faizlerin daha agresif bir şekilde düşmesi ihtimali gündemde. Ancak Federal Açık Piyasa Komitesinde (FOMC) yaşanabilecek görüş ayrılıkları, faiz politikasında belirsizlik oluşturabilir.
Doların daha az istisnai bir makroekonomik ortamda değer kaybetmesi muhtemel görülüyor. Ancak bu değer kaybının 2025’e kıyasla daha sınırlı ve daha az Avrupa odaklı olacağı tahmin ediliyor.
Goldman Sachs, emtia cephesinde ise arz fazlasının sürmesiyle petrol fiyatlarında düşüş eğilimi bekliyor. Bu gelişme, enerji piyasalarını baskı altında tutabilir.
Diğer yandan altının , makroekonomik kırılganlıklar, bütçe açıklarına dair endişeler ve zayıflayan dolar nedeniyle güçlü talep görmeye devam edeceği öngörülüyor. Bu dinamiklerle birlikte altın piyasasında pozitif bir yönelim bekleniyor.
Faiz piyasalarından gelen verilere göre, Fed’in kısa süre içinde faiz indirimine gitmesi bekleniyor. Ancak bu hamlenin ardından yapılacak mesajlamada, 2026 yılında faiz indirimlerine devam edileceği yönünde net bir garanti verilmesi olası görünmüyor.
Goldman Sachs analistleri, Fed Başkanı Jerome Powell’ın, gelecekteki faiz indirim kararlarını almakta daha temkinli davranabileceğini belirtiyor. Ayrıca, FOMC katılımcıları arasında görüş ayrılıklarının yaşanacağı ve nokta grafikte şahin öngörülerin yer alabileceği hesaba katılıyor. Bu durum, faiz politikası konusunda sınırlı bir ilerleme sinyali olarak değerlendiriliyor.
