– Philip Nova kıdemli piyasa analisti Priyanka Sachdeva, petrol piyasasında 2026’nın ilk çeyreği için baskının devam etmesinin beklendiğini ve WTI fiyatlarının varil başına 55-65 dolar aralığında seyredeceğini öngördü. Analist, genel tabloya ilişkin değerlendirmesinde, küresel piyasalarda ana temanın “arz-talep dengesizliği” olduğunu vurguladı.
Sachdeva, temel göstergelerin 2026 yılı için güçlü bir talep canlanmasına işaret etmediğini, bu nedenle fiyat hareketinin baskı altında kalmasının beklendiğini belirtti. Piyasa katılımcılarının, üretici ülkelerden gelecek açıklamaları ve 4 Ocak’ta yapılacak OPEC+ toplantısından üretim stratejisine dair sinyalleri yakından takip ettiği ifade edildi.
2026’nın ilk işlem gününde petrol fiyatları hafif yükseliş kaydetti. ABD WTI ham petrol vadeli işlemleri 0,6 artışla 57,74 dolar/varil seviyesine çıkarken, Brent ham petrol vadeli işlemleri 0,5 artışla 61,17 dolar/varil düzeyine yükseldi. Uluslararası piyasalarda aynı saatlerde Brent kontratları 61,20 dolar, WTI ise 57,76 dolar seviyelerinde işlem gördü.
Buna karşın, 2025 yılı genelinde Brent ve WTI gösterge kontratları yaklaşık 20 civarında düşüş yaşayarak 2020’den bu yana en büyük yıllık kaybını kaydetti. Brent petrol için bu gerileme, art arda üçüncü yılın da kayıp ile kapanması anlamına gelirken, bu durum şimdiye kadar görülen en uzun düşüş serisi olarak kayıtlara geçti. Analistler, bu performansta arz fazlası endişeleri ve gümrük tarifelerine ilişkin kaygıların, jeopolitik riskleri gölgede bıraktığını belirtti.
2026 başındaki sınırlı fiyat artışında jeopolitik risklerin etkisi öne çıktı. Ukrayna’nın Rusya’nın petrol tesislerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarını artırdığı, bu yolla Moskova’nın Ukrayna’daki askeri operasyonlarını finanse eden enerji gelirlerini baskılamayı amaçladığı bildirildi. Rusya ve Ukrayna, yaklaşık dört yıldır süren savaşın sona erdirilmesi için ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelere rağmen, yeni yılın ilk gününde de sivillere yönelik saldırı iddialarını karşılıklı olarak sürdürdü.
Diğer yandan, Trump yönetimi Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla yeni yaptırım kararları açıkladı. Washington, Venezuela petrol sektöründe faaliyet gösterdiği belirtilen dört şirket ve bunlarla bağlantılı petrol tankerlerine yaptırım uyguladı. ABD’nin başlattığı bu ablukanın, yaptırıma tabi tankerlerin ülkeye giriş-çıkışını engellemeyi hedeflediği, devlet enerji şirketi PDVSA’nın ise rafineri ünitelerinin kapanma riskine karşı “aşırı” çözümlere başvurmaya zorlandığı ifade edildi.
Philip Nova analisti Sachdeva, petrol fiyatlarındaki sınırlı hareketin, kısa vadeli jeopolitik riskler ile orta-uzun vadeli arz fazlası kaygılarının çakışmasından kaynaklandığını belirtti. Analiste göre, temel göstergeler arzın talebin üzerinde kalmaya devam ettiğine işaret ederken, bu durum özellikle 2026’nın ilk çeyreğinde WTI fiyatlarını 55-65 dolar bandına “yatkın” hale getiriyor.
OPEC ve ortaklarından oluşan OPEC+ grubu, 4 Ocak’ta çevrim içi bir toplantıda bir araya gelecek. Sparta Commodities kıdemli analisti June Goh, piyasanın ağırlıklı beklentisinin, OPEC+’ın 2026’nın ilk çeyreğinde üretim artışlarını duraklatma yönündeki mevcut tutumunu koruması olduğunu söyledi. Goh, 2026’nın, arzı dengelemeye dönük OPEC+ kararlarının etkisinin yakından izleneceği kritik bir yıl olacağını, Çin’in de yılın ilk yarısında ham petrol stoklarını artırmaya devam etmesinin fiyatlar için taban oluşturabileceğini belirtti.
ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) son verilerine göre, ABD ham petrol üretimi Ekim ayında günlük 13,87 milyon varille tarihi rekor seviyeye ulaştı. Böylece ABD, küresel petrol arzındaki payını daha da artırırken, arz fazlasına ilişkin tartışmaların güçlenmesine katkıda bulundu.
EIA’nın haftalık stok raporu ise karmaşık bir tablo ortaya koydu. Verilere göre, geçen hafta ABD’de ham petrol stokları gerilerken, benzin ve distilat (dizel ve ısıtma yakıtı) stoklarında artış gözlendi. Bu görünüm, rafineri faaliyetlerindeki yüksek kapasite kullanımının sürdüğüne işaret ederken, nihai ürün talebinin bileşimi konusunda piyasaya karışık sinyaller verdi. Bu çerçevede, piyasa katılımcıları hem OPEC+ toplantısından gelecek kararları hem de ABD üretim ve stok verilerindeki seyrin fiyatlara olası etkilerini yakından izlemeyi sürdürüyor.
