Investing.com – Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Aralık 2025 tarihli Küresel Ekonomik Görünüm (GEO) raporunda küresel büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Özellikle ABD ekonomisinde devam eden güçlü bilgi teknolojileri yatırımları ve hisse senedi piyasalarının canlı yapısının, tarife artışlarının etkilerini hafifletmesinin, genel büyüme görünümünü desteklediği belirtildi.
Fitch, dünya ekonomisinin 2025 yılında %2,5, 2026 yılında ise %2,4 oranında büyümesini bekliyor. Söz konusu oranlar, kuruluşun Eylül ayında yayımladığı önceki tahminlere kıyasla her iki yıl için de 0,1 puanlık artış anlamına geliyor.
InvestingPro’nun Siber Pazartesi kampanyası kısa bir süreliğine uzatıldı! İlk aboneliğinizde %55’e varan indirim kazanın ve profesyonel analiz araçlarına avantajlı fiyatla sahip olun.
Bu uzatılmış teklif sadece sınırlı bir süre geçerlidir. İndirimi kaçırmayın!
Makalelerimizde listelenen abonelik fiyatları, yayımlandığı tarihte geçerlidir.
Kuruluş, ABD ekonomisine yönelik büyüme beklentisini 2025 yılı için 0,2 puan artırarak %1,8’e çıkardı. 2026 yılı öngörüsü ise 0,3 puanlık artışla %1,9 seviyesine yükseltildi. Bu yükseliş, ülkedeki teknoloji yatırımlarındaki istikrar ve finansal piyasalardaki toparlanmayla ilişkilendirildi.
Euro Bölgesi için de büyüme tahminleri güçlendi. Fitch, 2025 yılı Euro Bölgesi büyüme tahminini %1,1’den %1,4’e, 2026 beklentisini ise %1,1’den %1,3’e revize etti. Bu değişim, bölge ekonomisinde toparlanmanın kademeli şekilde güç kazandığına işaret ediyor.
Aynı raporda, ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere’deki politika faiz oranlarının, 2026 yılının ortalarına kadar tahmini “nötr” seviyelere yaklaşacağı öngörüldü. Bu değerlendirme, merkez bankalarının para politikasını normalleştirme sürecine dair bir yol haritası çiziyor.
Fitch, ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE), faiz oranlarını normal bir seviye olarak değerlendirilecek düzeylere indirebilmesi için sıkı para politikasının üç ila dört yıl daha sürmesi gerekeceğini vurguladı. Bu süre, 2021 yılında ortaya çıkan küresel enflasyon baskılarının ölçeğini göstermek açısından önemli bulunuyor.
