– Japonya’nın Niigata bölgesinin, dünyanın en büyük nükleer enerji santrali olan Kashiwazaki-Kariwa Nükleer Santrali’ni yeniden faaliyete geçirme kararını bugün onaylaması bekleniyor. Söz konusu karar, ülkenin enerji güvenliğini sağlama ve ithal fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma hedeflerinin bir parçası olarak öne çıkıyor.
Kashiwazaki-Kariwa, 2011 yılında meydana gelen büyük deprem ve tsunaminin ardından Fukuşima Daiichi nükleer felaketi nedeniyle kapatılan 54 reaktörden biriydi. Santral, Tokyo’nun yaklaşık 220 kilometre kuzeybatısında yer alıyor. Karar onaylandığı takdirde, Kashiwazaki-Kariwa Japonya’da bu felaketin ardından yeniden devreye alınan ilk büyük santral olacak.
InvestingPro’nun Siber Pazartesi kampanyası kısa bir süreliğine uzatıldı! İlk aboneliğinizde %55’e varan indirim kazanın ve profesyonel analiz araçlarına avantajlı fiyatla sahip olun.
Bu özel teklif sadece sınırlı bir süre geçerlidir. InvestingPro ile akıllıca yatırım yapın, fark yaratın!
Makalelerimizde listelenen abonelik fiyatları, yayınlandığı tarihte geçerlidir.
Tokyo Electric Power Company (TEPCO) tarafından işletilen santral, aynı zamanda 2011’deki felakete uğrayan Fukuşima santralinin de işletmecisiydi. TEPCO Sözcüsü Masakatsu Takata, bölge halkının güvenliğini sağlamak ve benzer bir felaketin bir daha yaşanmasına engel olmak amacıyla kararlılıkla hareket ettiklerini vurguladı.
Kamu yayıncısı NHK’nin haberine göre, Niigata yerel yönetiminin onayını alması durumunda TEPCO, santraldeki yedi reaktörden ilkini 20 Ocak tarihinde yeniden devreye almayı planlıyor. Öte yandan, sözcü Takata bu tarih konusunda yorum yapmaktan kaçındı.
Fukuşima felaketi sonrasında Japonya, nükleer enerjiye olan yaklaşımını tamamen gözden geçirmiş ve ülke genelindeki tüm reaktörleri güvenlik endişeleri nedeniyle kapatmıştı. Zamanla yapılan düzenleme ve denetim süreçlerinin ardından, çalışabilir durumda kalan 33 reaktörden bugüne kadar 14’ü yeniden devreye alınabildi.
Santralin yeniden faaliyete geçmesi, Japonya’nın enerji arz güvenliğini güçlendirme stratejisi açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Kararın halka açık şekilde alınmasıyla birlikte, nükleer enerjiye yönelik kamuoyundaki hassasiyetin dikkate alındığı bir süreç izlendiği anlaşılıyor.
