– Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından tutuklanmasının ardından ülkede yaşanan siyasi karışıklığa rağmen petrol fiyatları haftaya sınırlı yükselişle başladı. Yatırımcılar, küresel petrol piyasasında arzın bol olduğu mevcut ortamda, OPEC üyesi Venezuela’dan yapılacak sevkiyatlarda aksama olup olmayacağını izliyor.
Analistler, Venezuela’nın ihracatında yaşanabilecek ek kesintilerin, mevcut arz fazlası içinde kısa vadede fiyatlara sınırlı etki yapabileceğini belirtiyor. Küresel piyasadaki geniş arz koşullarının, jeopolitik gerilimlerin olası ani fiyat etkilerini törpülediğine dikkat çekiliyor.
Goldman Sachs’ın Daan Struyven liderliğindeki analistleri, 4 Ocak tarihli notlarında 2026 petrol fiyat tahminlerini değiştirmediklerini bildirdi. Kurum, Brent petrol için ortalama 56 dolar/varil, WTI için 52 dolar/varil beklentisini korurken, Venezuela’nın 2026’daki petrol üretiminin günlük 900.000 varil seviyelerinde kalacağı öngörüsünü paylaştı.
Analistler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maduro’yu devirmesinin ardından Venezuela’nın bu yılki petrol üretim görünümünün, Washington’un yaptırım politikasını nasıl şekillendireceğine bağlı olduğunu vurguladı. Notta, ABD’nin yaptırım politikasındaki olası değişimlere bağlı olarak Venezuela kaynaklı kısa vadeli fiyat risklerinin “belirsiz ancak ılımlı” olduğu ifadesine yer verildi. Buna karşın, Venezuela üretiminde uzun vadede görülebilecek artışın, 2027 ve sonrası için petrol fiyatı tahminleri üzerinde aşağı yönlü riskleri artırabileceği belirtildi.
RBC Capital Emtia Araştırmaları Birimi Başkanı Helima Croft, Venezuela’ya yönelik yaptırımların seyrine göre üretim tarafında farklı senaryoların gündeme gelebileceğini dile getirdi. Croft, yaptırımların tamamen kaldırılmasının, düzenli ve kontrollü bir siyasi geçiş süreciyle birlikte 12 aylık bir periyotta günlük birkaç yüz bin varillik ek üretim artışının önünü açabileceğini ifade etti.
Bununla birlikte Croft, Libya veya Irak’ta geçmişte yaşananlara benzer kaotik bir iktidar değişimi senaryosunda, piyasaya ilişkin mevcut tahminlerin geçerliliğini yitirebileceğini de söyledi. Bu tür bir durumda, hem üretim hem de ihracat tarafında öngörülerin sağlıklı biçimde yapılamayacağına dikkat çekti.
Julius Baer analisti Norbert Rücker ise yayımladığı araştırma notunda, ABD ile Venezuela arasındaki gerginliğin kısa vadeli arz risklerini minimum düzeyde etkilediğini belirtti. Rücker, Venezuela’nın ihracat hacminin mevcut küresel arz fazlası içinde nispeten küçük bir paya sahip olduğunu ve bu nedenle petrol fiyatlarında “anlamlı bir yükselişi” desteklemesinin pek olası olmadığını ifade etti.
Rücker, ABD müdahalesinin kısa vadeden çok uzun vadeli görünüm açısından önem taşıyabileceğini kaydetti. Ülkenin yıllardır bakımsız kalmış petrol altyapısının modernizasyonunun uzun zaman alacağını ve bu sürecin ciddi belirsizlikler içerdiğini belirterek, gerçekleşecek bir üretim artışının ilerleyen dönemde petrol piyasasında ayı (düşüş) yönlü bir etki yaratma potansiyeli taşıdığını aktardı.
Venezuela başta olmak üzere bazı üye ülkelerdeki siyasi krizlere rağmen OPEC+ üretim politikasında değişikliğe gitmedi. Dünyadaki petrol arzının yaklaşık yarısını kontrol eden OPEC+ grubunun sekiz üyesinin Pazar günü yaptığı ve gündeminde siyasi krizlerin yer almadığı kısa toplantı sonrasında, mevcut üretim seviyesinin korunmasına karar verildi.
Bu toplantı, petrol fiyatlarının 2025 yılında %18’den fazla gerilediği bir dönemin ardından gerçekleştirildi. Üretim kesintisine veya ek artışa gidilmemesi, küresel piyasada arzın hâlihazırda yüksek olduğu ve talep görünümüne ilişkin soru işaretlerinin sürdüğü bir ortamda, OPEC+’ın bekle-gör politikasını koruduğuna işaret eden bir adım olarak kayda geçti.
